Kısa cevap

Proloterapi, bel ve leğen bağlarının kemiğe yapıştığı noktalara yoğun şeker (dekstroz) çözeltisinin seanslar halinde enjekte edilmesidir. Kronik bel ağrısında Cochrane derlemesi tek başına uygulandığında etkisiz bulmuştur; egzersizle birleştirildiğinde sonuç belirsizdir. Bel fıtığı ve dar kanalda yeri yoktur.

Hekim, omurga maketi üzerinde hastasına durumu anlatıyor
Görsel: World Sikh Organization of Canada · Pexels Lisansı
Bu sayfada
  1. Nedir ve kimler için?
  2. Mantığı nedir, neden tartışmalıdır?
  3. Kimler için uygundur, kimde değil?
  4. Nasıl yapılır?
  5. Beklenen fayda ve kanıt ne diyor?
  6. Riskler ve sınırlar
  7. Hazırlık
  8. İyileşme ve işe dönüş
  9. Alternatifler
  10. Sık sorulan sorular

Rakamlarla

5 çalışma, 366 hasta
Kronik bel ağrısında proloterapiyi değerlendiren Cochrane derlemesinin kapsamı; tek başına proloterapi kontrol enjeksiyonlarından etkili bulunmadı [1]
110
Avustralya randomize çalışmasında dekstroz ya da tuzlu su enjeksiyonu alan hasta sayısı; iki yılda gruplar arasında ağrı ve işlev farkı yoktu [2]

Bir bakışta

Adımlar (5)
  1. Değerlendirme: ağrının bağ ve eklem kaynaklı olduğu düşünülen, bacağa yayılmayan kronik bel ağrısı; sinir basısı, kırık, enfeksiyon ve iltihaplı romatizmal hastalığın dışlanması.
  2. Hedef belirleme: muayenede hassas bulunan bağ yapışma noktaları (sakroiliak bağlar, iliolomber bağ, faset eklem kapsülleri) işaretlenir; bazı merkezler ultrason ya da skopi kullanır.
  3. Enjeksiyon: cilt lokal anestezikle uyuşturulur; yüzde 15–25 dekstroz çözeltisi, çoğunlukla lokal anestezikle karıştırılarak, her noktaya küçük hacimlerde verilir.
  4. Seans düzeni: 2–6 haftalık aralarla genellikle 3–6 seans; seanslar arasında egzersiz programının sürdürülmesi beklenir.
  5. İzlem: her seans sonrası 1–3 gün sürebilen ağrı artışı; kalıcı iyileşme olmadığında protokol sonlandırılır.
Başlıca riskler (5)
  • Sık ve geçici: enjeksiyon yerinde ağrı, sertlik ve 1–3 gün süren ağrı artışı; bu yanıt yöntemin bir parçası sayılır.
  • Baş ağrısı, geçici bulantı ve halsizlik; genellikle bir gün içinde geçer.
  • Nadir: enfeksiyon, kanama, lokal anesteziğe alerjik tepki.
  • Çok nadir: omurga zarının delinmesine bağlı pozisyonel baş ağrısı, sinir tahrişi; kılavuz görüntüleme ve deneyim riski azaltır.
  • Etkisizlik ve maliyet: tekrarlayan seanslar sonunda yarar görülmemesi; kanıt zayıf olduğu için bu olasılık yüksektir.
İyileşme aşamaları (4)
  • İlk 1–3 gün: enjeksiyon bölgesinde ağrı ve sertlik; buz ve hafif ağrı kesiciler (iltihap giderici ilaçların bazı protokollerde kısıtlandığını hekiminize sorun).
  • 3–7 gün: günlük yaşama ve hafif egzersize dönüş; masa başı iş genellikle ertesi gün.
  • 2–6 hafta: bir sonraki seans ve egzersiz programının sürdürülmesi; yarar varsa bu dönemde fark edilir.
  • Seanslar bittikten 2–3 ay sonra: yeniden değerlendirme; anlamlı değişiklik yoksa tekrar önerilmez.

Alternatifler: Bel ve boyun ağrısında fizik tedavi ve egzersiz: nereden başlamalı?, Bel ve boyun ağrısında ameliyatsız tedaviler: ne işe yarar, ne yaramaz?

Nedir ve kimler için?

Proloterapi (proliferatif tedavi, dekstroz enjeksiyonu, “şeker iğnesi”), gevşediği ya da zayıfladığı düşünülen bağların kemiğe yapışma yerlerine yoğun şeker çözeltisinin enjekte edilmesidir. Çözelti bölgede geçici ve kontrollü bir tahriş oluşturur; kuram, bu tahrişin bağ dokusunda onarım ve kalınlaşma yanıtı uyandıracağı ve böylece “gevşek” eklemin stabil hale gelerek ağrının azalacağı yönündedir. Bel ağrısında hedef noktalar çoğunlukla sakroiliak eklem bağları, iliolomber bağ ve faset eklem kapsülleridir. İşlem birkaç haftalık aralarla tekrarlanan seanslar halinde uygulanır.

Kısa yanıt: Kronik bel ağrısında proloterapinin tek başına etkili olduğu gösterilememiştir. Egzersiz ve manipülasyonla birleştirilen protokolleri sınayan bazı eski çalışmalarda proloterapi grubu kontrol grubundan daha fazla iyileşmiş; ancak bu çalışmalarda protokoller ve eşlik eden tedaviler farklı olduğundan yararın enjeksiyondan geldiği ayrılamamıştır. Tek başına proloterapiyi sınayan çalışmalarda ise tuzlu su enjeksiyonu alan gruplar da benzer ölçüde iyileşmiştir. İşlem bel fıtığı, dar kanal ya da bacağa yayılan sinir ağrısını tedavi etmez. Bu sayfa yöntemin mantığını, kanıtın gerçekte ne söylediğini ve kimde tartışılabileceğini anlatır.

Mantığı nedir, neden tartışmalıdır?

Proloterapi 1950’lerden beri uygulanır; “proliferatif” adı, enjekte edilen maddenin hücre çoğalmasını uyardığı varsayımından gelir. Hayvan çalışmalarında yoğun dekstrozun bağ dokusunda iltihap hücrelerini çağırdığı ve kolajen üretimini artırdığı gösterilmiştir; insanda bağların gerçekten kalınlaştığı ya da eklem stabilitesinin ölçülebilir biçimde arttığı ise gösterilememiştir.

Tartışmanın ikinci kaynağı tanı aşamasındadır. Yöntem, bel ağrısının “bağ gevşekliğinden” kaynaklandığını varsayar; oysa kronik bel ağrısında ağrı kaynağını muayeneyle tek bir bağa ya da ekleme bağlamak güvenilir değildir. Ağrının kronikleşmesinde sinir sisteminin duyarlılaşması, uyku, ruh hali ve hareket korkusu gibi etkenler de rol oynar; bunların hiçbiri enjeksiyonla değişmez.

Üçüncü nokta, enjeksiyonun kendisinin güçlü bir plasebo etkisi taşımasıdır. Tekrarlayan seanslar, iğnenin dokunduğu noktada hissedilen tanıdık ağrı ve hekimle sık temas, hangi madde verildiğinden bağımsız olarak iyileşme hissi yaratabilir. Nitekim randomize çalışmalarda tuzlu su enjeksiyonu alan hastaların da belirgin ölçüde iyileştiği görülür.

Kimler için uygundur, kimde değil?

Kanıt zayıf olduğu için proloterapi, bel ağrısında bir ilk ya da ikinci basamak tedavi değildir; NICE kılavuzu (NG59) bu hasta grubunda omurga çevresine enjeksiyon önermez. İşlemi yine de düşünen, hekimiyle sınırları konuşmuş bir hastada en azından şu koşulların sağlanmış olması gerekir:

  • Üç aydan uzun süren, belde ve leğen bölgesinde yoğunlaşan, bacağa dizin altına inecek biçimde yayılmayan ağrı.
  • Düzenli egzersiz ve fizik tedavi programına rağmen süren, günlük yaşamı kısıtlayan ağrı.
  • Görüntüleme ve muayenede sinir basısı, kırık, enfeksiyon, tümör ve iltihaplı romatizmal hastalığın dışlanmış olması.
  • Hastanın, yararın gösterilmemiş olduğunu ve birkaç seans gerektiğini bilerek karar vermesi.

Türkiye’de proloterapi, Sağlık Bakanlığının Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği (Resmî Gazete, 27 Ekim 2014) kapsamındadır; yalnızca Bakanlık sertifikası olan hekimlerce, Bakanlıkça yetkilendirilmiş ünite ve uygulama merkezlerinde yapılabilir. Bu, yöntemin kanıt düzeyiyle ilgili bir ifade değil, idari bir çerçevedir.

Şu durumlarda uygun değildir:

  • Bacağa yayılan ağrı, uyuşma ya da güçsüzlük: bu tablo fıtık ya da dar kanal düşündürür; proloterapi sinir basısını etkilemez. İdrar ya da dışkı kontrolünde bozulma, makat bölgesinde uyuşma ya da hızla artan bacak güçsüzlüğü acil durumdur; aynı gün acil servise başvurun.
  • Aktif enfeksiyon, kontrol edilemeyen kanama bozukluğu, enjeksiyon bölgesinde cilt sorunu.
  • Kontrolsüz şeker hastalığı: dekstroz hacimleri küçük olsa da protokol öncesi hekiminizle konuşulmalıdır.
  • Ağrıyı sürdüren başlıca etkenin uyku bozukluğu, depresyon ya da hareket korkusu olduğu düşünülen hastalar; bu grupta bel okulu ve kognitif davranışçı yaklaşım daha anlamlıdır.
  • İltihaplı romatizmal bel ağrısı (ankilozan spondilit gibi): tedavi ilaçla yürütülür.

Nasıl yapılır?

Hasta yüzüstü yatar; muayenede hassas bulunan bağ yapışma noktaları işaretlenir. Cilt temizlenir ve lokal anestezikle uyuşturulur. Yüzde 15–25 yoğunlukta dekstroz çözeltisi, çoğunlukla lokal anestezikle karıştırılarak, her noktaya 0,5–1 mililitre gibi küçük hacimlerde verilir; bir seansta on ile otuz arasında nokta işlenebilir. Bazı merkezler iğne yerini ultrason ya da röntgenle doğrular; çoğu protokolde ise yalnızca elle muayene kullanılır. Seans 15–30 dakika sürer ve hasta aynı gün eve döner.

Seanslar 2–6 haftalık aralarla, genellikle 3–6 kez tekrarlanır. Protokoller merkezler arasında belirgin ölçüde farklıdır: çözelti yoğunluğu, eklenen maddeler (lokal anestezik, gliserin, fenol), nokta sayısı ve seans aralığı değişir. Bu çeşitlilik, çalışmaların birbiriyle karşılaştırılmasını güçleştiren etkenlerden biridir.

Beklenen fayda ve kanıt ne diyor?

En kapsamlı değerlendirme Cochrane derlemesidir (Dagenais ve ark., 2007; 5 randomize çalışma, 366 hasta). Derlemenin ana sonucu şudur: Tek başına uygulanan proloterapi enjeksiyonları, kontrol enjeksiyonlarına (tuzlu su ya da lokal anestezik) kıyasla kronik bel ağrısında etkili bulunmamıştır. Egzersiz, manipülasyon ve diğer tedavilerle birleştirilen proloterapi protokolleri bazı çalışmalarda ağrı ve işlevde iyileşme göstermiştir; ancak derleme, çalışmalar arasındaki klinik farklılıklar ve eşlik eden tedaviler nedeniyle bu yararın enjeksiyondaki maddeden mi, iğnenin kendisinden mi, yoksa eşlik eden tedavilerden mi geldiğinin ayrılamadığını belirtir. Yazarlar kanıtı “çelişkili” olarak nitelendirmiştir.

Derlemedeki en titiz tasarlanmış çalışma Avustralya’dan gelir (Yelland ve ark., Spine 2004). Kronik bel ağrılı 110 hasta, dekstroz ya da tuzlu su enjeksiyonu ve egzersiz ya da olağan aktivite kollarına rastgele ayrılmıştır. İki yıl sonunda tüm gruplarda ağrı ve işlev belirgin ölçüde iyileşmiş, ancak dekstroz ile tuzlu su arasında ve egzersiz ile olağan aktivite arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Bu bulgu, iyileşmenin enjekte edilen maddeye bağlanamayacağını açıkça göstermektedir.

Kılavuzlar bu kanıtla uyumludur. İngiltere’nin NICE kılavuzu (NG59), özgül olmayan bel ağrısında omurga çevresine enjeksiyon uygulanmamasını önerir; proloterapi bu kapsamdadır. Lancet’in 2018 bel ağrısı serisi (Foster ve ark.) de kanıta dayalı olmayan girişimsel işlemlerin yaygın kullanımını, bel ağrısı bakımındaki başlıca sorunlardan biri olarak tanımlar.

Dürüst bir ek not: Dizde kireçlenme gibi başka eklemlerde proloterapi için daha olumlu küçük randomize çalışmalar vardır (Rabago ve ark., 2013). Bu sonuçlar bel ağrısına aktarılamaz; bel ağrısında ağrı kaynağı dizdeki gibi tek bir ekleme indirgenemez. Benzer biçimde pazarlanan PRP ve kök hücre ile ozon tedavisi için de kanıt durumu ayrı sayfalarda anlatılmıştır.

Ölçülü sonuç: Proloterapi kronik bel ağrısında tek başına etkisizdir; egzersizle birleştirildiğinde görülen iyileşmenin enjeksiyondan geldiğini gösteren güvenilir veri yoktur. İşlem düşünülüyorsa bu, egzersiz programının yerini alacak bir tedavi değil, sınırları bilinen bir ek girişim olarak ele alınmalıdır.

Riskler ve sınırlar

Yöntem düşük riskli sayılır. En sık sorun, enjeksiyon bölgesinde 1–3 gün süren ağrı ve sertliktir; bu tepki, kurama göre yöntemin bir parçasıdır. Baş ağrısı, geçici bulantı ve halsizlik bildirilmiştir. Enfeksiyon, kanama ve lokal anesteziğe alerjik tepki nadirdir. Çok nadir olarak, iğnenin omurga zarına ulaşmasıyla pozisyonel baş ağrısı ya da sinir tahrişi görülebilir; kılavuz görüntüleme ve deneyim bu riski azaltır. Omurga çevresine yapılan enjeksiyonlarda çözeltinin omurilik zarının içine ulaşması seyrek de olsa menenjit ya da sinir hasarı gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. İşlemden sonra ateş ve baş ağrısıyla birlikte ense sertliği ya da ışığa hassasiyet gelişirse hemen 112’yi arayın; bacaklarda yeni ya da hızla artan güçsüzlük, idrar ya da dışkı kontrolünde bozulma olursa aynı gün acil servise başvurun. 38 °C ve üzeri ateş, titreme, enjeksiyon yerinde artan kızarıklık ya da akıntı, günler içinde azalmak yerine giderek artan şiddetli bel ağrısı ya da ayağa kalkınca artan baş ağrısı olursa aynı gün işlemi yapan hekime ulaşın; ulaşamazsanız acil servise başvurun.

Asıl sınır, kanıtın zayıflığıdır. Tekrarlayan seanslar sonunda yarar görmeme olasılığı yüksektir; bu, hem zaman hem de maliyet açısından hesaba katılmalıdır. Bir diğer sınır, işlemin hastayı etkili olduğu bilinen yoldan, yani düzenli egzersiz ve aktif yaşamdan uzaklaştırma riskidir. Seanslar sürerken egzersiz bırakılmamalı; enjeksiyon, egzersizin önünü açan bir araç olarak bile görülmemelidir çünkü bu etkisi gösterilmemiştir. Her girişimsel işlemde olduğu gibi sonuçlar kişiden kişiye değişir.

Hazırlık

Kan sulandırıcı ilaçlarınızı ve alerjilerinizi hekiminize bildirin; şeker hastalığınız varsa protokolü birlikte gözden geçirin. Bazı protokollerde seans öncesi ve sonrasında iltihap giderici ağrı kesicilerin (ibuprofen gibi) kullanılmaması istenir; bunun yerine parasetamol önerilir. Reçeteyle kullandığınız ilaçları, özellikle kalp-damar koruması için aldığınız aspirini, hekiminize danışmadan bırakmayın. Enjeksiyon sonrası birkaç gün ağrı artışı olabileceğini bilerek takviminizi planlayın. En önemlisi beklentinizi netleştirin: yarar gösterilmemiş bir işleme giriyorsunuz; kaç seans sonunda hangi ölçütle “işe yaramadı” diyeceğinizi hekiminizle baştan belirleyin.

İyileşme ve işe dönüş

İlk üç gün enjeksiyon bölgesinde ağrı ve sertlik olağandır; çoğu hastada buz uygulaması ve parasetamol yeterli olur. Masa başı işe çoğunlukla ertesi gün dönülür; ağır fiziksel iş için 2–3 gün beklenebilir. Seanslar arasında yürüyüş ve egzersiz programı sürdürülür. Tüm seanslar bittikten 2–3 ay sonra ağrı, işlev ve ilaç kullanımı açısından yeniden değerlendirme yapılır; anlamlı bir değişiklik yoksa protokolün tekrarı önerilmez.

Alternatifler

Genel çerçeve için Ameliyatsız tedaviler sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Proloterapi bel fıtığını tedavi eder mi?

Hayır. Proloterapi bağ yapışma noktalarına uygulanır; fıtığın sinire yaptığı basıyı etkilemez. Bel fıtığında ilk seçenek ameliyatsız tedavilerdir; bacağa yayılan ağrı sürüyorsa epidural enjeksiyon ya da cerrahi değerlendirilir. İdrar ya da dışkı kontrolünde bozulma, makat bölgesinde uyuşma ya da hızla artan bacak güçsüzlüğünde aynı gün acil servise başvurun.

Şeker iğnesi ile kortizon iğnesi aynı şey mi?

Değildir. Kortizon iltihabı baskılayan bir ilaçtır ve sinir kökü çevresine (epidural) ya da eklem içine verilir. Dekstroz ise bağ dokusunda kontrollü bir tahriş oluşturmayı amaçlar; iltihap giderici değil, tersine iltihap uyarıcı bir mantıkla kullanılır.

Kaç seans gerekir ve etkisi ne zaman görülür?

Protokoller 2–6 hafta arayla 3–6 seans önerir. Yarar olacaksa genellikle ikinci ya da üçüncü seanstan sonra fark edilir; çalışmalarda kontrol enjeksiyonu alan hastalar da aynı dönemde iyileştiği için bu iyileşmenin dekstroza bağlanamayacağı unutulmamalıdır.

Proloterapi şeker hastalarında yapılabilir mi?

Enjekte edilen dekstroz hacmi küçüktür ve kan şekerini belirgin yükseltmesi beklenmez; yine de kontrolsüz şeker hastalığında enfeksiyon riski ve yara iyileşmesi açısından hekiminizle görüşülmelidir.

Proloterapi ile PRP arasındaki fark nedir?

İkisi de “onarım uyarma” mantığına dayanır. Proloterapide dekstroz, PRP’de hastanın kendi kanından ayrıştırılan trombosit yoğun plazma kullanılır. Bel ağrısında ikisinin de kanıtı zayıftır; ayrıntı için PRP ve kök hücre yazısına bakabilirsiniz.

Proloterapi sonrası egzersize ara vermek gerekir mi?

Enjeksiyon sonrası ilk 1–3 gün ağır yüklenmeden kaçınılır; ardından yürüyüş ve egzersiz programı sürdürülür. Egzersizi bırakmak, kanıtı güçlü olan tedaviden vazgeçmek anlamına gelir.

Kaynaklar

  1. Dagenais S, Yelland MJ, Del Mar C, Schoene ML. Prolotherapy injections for chronic low-back pain. Cochrane Database Syst Rev 2007;(2):CD004059. · DOI: 10.1002/14651858.CD004059.pub3
  2. Yelland MJ, Glasziou PP, Bogduk N, Schluter PJ, McKernon M. Prolotherapy injections, saline injections, and exercises for chronic low-back pain: a randomized trial. Spine 2004;29(1):9-16.
  3. NICE NG59. Low back pain and sciatica in over 16s: assessment and management.
  4. Foster NE ve ark. Prevention and treatment of low back pain: evidence, challenges, and promising directions. Lancet 2018;391:2368-2383. · DOI: 10.1016/S0140-6736(18)30489-6
  5. Rabago D ve ark. Dextrose prolotherapy for knee osteoarthritis: a randomized controlled trial. Ann Fam Med 2013;11:229-237. · DOI: 10.1370/afm.1504
  6. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği. Resmî Gazete, 27 Ekim 2014, sayı 29158.